Hodgkin Lenfoma














  • Hodgkin Lenfoma Nedir?


    Hodgkin lenfoma en çok şifa elde edilen kanser türlerinden biridir. Tüm hastaların yaklaşık %75’inde şifa elde edilebilmektedir. Yirmili veya otuzlu yaşlardaki kişilerde daha sık görülür. Orta yaş grubunda nadir olup, 60 yaşın üzerinde tekrar artmaktadır.
     
    Hodgkin lenfoma, Reed-Sternberg hücrelerinin (ilk defa tanımlayan bilim adamlarının adı verilmiştir) varlığıyla diğer lenfoma türlerinden ayırt edilir. Hastalıkla ilişkili diğer hücrelere Hodgkin hücreleri adı verilir.

     
  • Belirti ve Bulgular


    Hodgkin lenfomanın en sık görülen bulgusu, bir veya daha fazla lenf nodunda büyümedir. Büyümüş olan lenf nodu genellikle ağrısız olup, boyun, göğüs üst kısmı, koltuk altı, karın veya kasıkta yerleşmiştir.

    Hodgkin lenfomanın belirti ve bulguları arasında aşağıdakiler yer alır:

    -Lenf nodu büyümesi
    -Öksürük ve nefes darlığı
    -Ateş
    -Gece terlemeleri
    -Halsizlik
    -Kilo kaybı
    -Kaşıntı

     
  • Nedenler ve Risk Faktörleri


    Lenfoma, bir lenfositteki değişiklik ile başlar. Lenfositteki değişiklik lenfoma hücresine dönüşmesine yol açar. Lenfoma hücreleri hızla çoğalır ve  lenf nodları veya lenfatik sistemin diğer bölümlerinde birikerek kitleler oluşturur.

    Hodgkin lenfoma vakalarının çoğunda sebep bilinmemektedir. Vakaların çoğu, belirli bir risk faktörü bulunmayan kişilerde ortaya çıkar. Ancak, az sayıda risk faktörü Hodgkin lenfoma ile ilişkilidir:

    -Enfeksiyöz mononükleoz geçirmiş kişilerde genç erişkin Hodgkin lenfoma görülme riski genel popülasyona göre üç kat artar.

    -İnsan T hücreli lenfositotropik virüs (HTLV) veya insan immün yetmezlik virüsü (HIV) ile enfekte kişilerde Hodgkin lenfoma ortaya çıkma olasılığı artar.

    -Diğer kanserlerde olduğu gibi, bazen ailelerde çoklu vakalar görülür. Hasta ebeveynlerin çocuklarında Hodgkin lenfoma insidansı daha yüksektir. Bu vakalar nadirdir; ancak, bazı ailelerde lenfoma insidansının neden daha yüksek olduğu araştırılmaktadır.

  • Tanı ve Evreleme


    Doğru tedavinin uygulanabilmesi için doğru tanı konulması şarttır. Bazı hastalar tedaviye başlanmadan önce tanının ikinci defa doğrulanmasını isteyebilirler. Tanı için kullanılan tetkikler hakkında doktorunuzla görüşebilirsiniz.

    Hastada Hodgkin lenfoma olup olmadığını anlamak için yapılan tetkiklerden biri lenf nodu biyopsisidir. Biyopside, büyümüş lenf nodunun bir kısmı veya tamamı alınır. Alınan lenf nodu veya lenf nodu parçası, patolog tarafından mikroskopla incelenir.

    Hodgkin lenfoma tanısı koymak bazen zor olabilir, genellikle deneyimli bir patoloğun biyopsi örneklerini incelemesi gerekir. Tanı hakkında en ufak bir şüphe bulunması durumunda, başka bir patoloğun fikrinin alınması yararlı olabilir.

    İmmünfenotipleme, bazen Hodgkin lenfoma ile diğer lenfoma türlerinin veya kanser dışı diğer hastalıkların ayırt edilmesine yardımcı olabilir. Hodgkin lenfoma tanısının doğrulanması için Reed-Sternberg ve Hodgkin hücrelerinin varlığı araştırır.

    Doktorunuz başka tetkikler de yaparak hastalığın yaygınlığını belirleyecektir. Buna evreleme adı verilir. Evreleme için kullanılan tetkikler şunlardır:

    Kan tetkikleri – alyuvar, akyuvar ve trombosit sayısını belirlemek için, ayrıca hastalığın diğer belirtilerinin bulunup bulunmadığına bakmak için yapılır.
    Kemik iliği tetkikleri (kemik iliği aspirasyonu ve kemik iliği biyopsisi) – kemik iliğinde Hodgkin lenfoma hücreleri olup olmadığına bakmak için yapılır.
    Görüntüleme tetkikleri – göğüs ve karın görüntüleri almak ve lenf nodları, karaciğer, dalak veya akciğerlerde lenfoma kitlesi olup olmadığına bakmak için yapılır. Aşağıdakiler görüntüleme tetkiklerine örnektir:
    -Akciğer filmi
    -BT (bilgisayarlı tomografi) tetkiki
    -MRI (manyetik rezonans görüntüleme)
    -PET (pozitron emisyon tomografisi) tetkiki
     

    Evreleme, tedavi planı bakımından önemli bilgi verir. Kan, kemik iliği ve görüntüleme tetkikleri aşağıdaki durumların değerlendirilmesine imkân verir:

    -Büyüyen lenf nodlarının yeri ve dağılımı
    -Lenf nodu dışında organ tutulumu olup olmadığı
    -Herhangi bir yerde büyük tümör kitlesi/kitleleri olup olmadığı.

     
  • Hodgkin Lenfomanın Evreleri


    Evre I – Hodgkin lenfoma sadece bir lenf nodu bölgesi veya tek organla sınırlıdır.

    Evre II – Hodgkin lenfoma birbirine yakın ve diyaframın aynı tarafındaki iki veya daha fazla lenf nodu bölgesindedir.

    Evre III – Hodgkin lenfoma diyaframın üstünde ve altında yer alan iki veya daha fazla lenf nodu bölgesindedir; örneğin, boyun, göğüs, karın.

    Evre IV – Hodgkin lenfoma lenf nodları ve vücudun diğer taraflarına yayılmıştır; örneğin, akciğerler, karaciğer, kemik.

    Hastalar ayrıca “A” ve “B” kategorilerine ayrılır.

    -“A” hastalarında ateş, aşırı terleme veya kilo kaybı görülmez.
    -“B” hastalarında ateş, aşırı terleme ve kilo kaybı vardır. B kategorisindeki hastalara genellikle daha agresif tedavi uygulanması gerekir.

     
  • Çocukluk Çağı Hodgkin Lenfoması


    Hodgkin lenfoma olan çocuk ve genç erişkinlerin pediatrik onkoloji bölümü bulunan merkezlerde tedavi edilmeleri gerekir.
    Genç erişkinlerin ve çocukların ebeveynlerinin onkoloji ekibiye aşağıdaki konuları görüşmeleri gerekir:

    -Hastalığın evresi
    -Hodgkin lenfoma türü
    -Laboratuvar tetkik sonuçları
     
    Doktorlar bu bilgileri kullanarak hasta için en etkili tedaviye karar verirler. Hodgkin lenfoma olan çocuk ve genç erişkinler genellikle kombinasyon kemoterapisi ile tedavi edilir; bazen hastalığın lokal kontrolünü arttırmak için tedaviye radyoterapi eklenebilir.

     
  • Tedavi


    Hodgkin lenfoma hastalarının %75’inde tedavi ile şifa elde edilebilir. Genç hastalarda şifa oranı yaklaşık %90’dır.

    Hodgkin lenfoma hastaları genellikle hematolojik kanser onkologları tarafından tedavi edilir.

    Hodgkin lenfoma hastalarının tedavisi ve bakımında uzman hekimlerin bulunduğu bir merkezde tedavi görmek önemlidir.

    Hodgkin lenfomanın değişik türleri vardır.

    Tedaviyi etkileyen faktörler şunlardır:

    -Hodgkin lenfoma türü
    -Hastalığın evre ve kategorisi
    -Tedaviye yanıt vermeyen hastalık
    -Tedavi sonrası yineleyen hastalık
    -Alyuvar sayısının düşük olması (anemi), şeker, kalp ve böbrek hastalıkları gibi diğer tıbbi sorunlar.
     

    Kombinasyon kemoterapisi ile birlikte “tutulmuş alan radyoterapisi” en sık kullanılan tedavi yöntemidir. Tutulmuş alan radyoterapisinde Hodgkin lenfoma hücrelerini hedef alan yüksek enerjili ışınlar kullanılır. Sağlıklı hücrelere zarar vermemek için vücudun diğer bölgeleri korunur.

    Ateş, gece terlemeleri ve kilo kaybı olan, yaygın Hodgkin lenfoma hastalarına tek başına kemoterapi uygulanabilir. Kemoterapi, genellikle birkaç hafta arası olan döngüler halinde verilir.  Birçok döngü uygulanması gereken tedavi, altı ile on ay arasında sürebilir. Birçok hastada ayaktan tedavi uygulanır. Ateş veya diğer enfeksiyon belirtileri olan hastaların kısa süreliğine hastanede yatması gerekebilir. Antibiyotik tedavisi gören bazı hastalar ise enfeksiyon ortadan kalkana kadar hastanede yatar.

    Yüksek doz kemoterapi, kemik iliğindeki kan üreten normal hücreleri de öldürür. Kemoterapi uygulanması, alyuvar, akyuvar ve trombosit sayısının azalmasına yol açabilir. Bazı hastalara kemoterapinin yan tesirleri ortadan kalkana kadar kan transfüzyonu yapılması veya “kan hücresi büyüme faktörleri” adı verilen ilaçların verilmesi gerekebilir. Darbepoetin alfa ve epoetin alfa alyuvar büyüme faktörlerine örnektir. Bu ilaçlar alyuvar sayısını arttırabilir.

    Hodgkin lenfoma, vücudun enfeksiyonla mücadele yeteneğini olumsuz etkiler. Kemoterapi ve radyoterapi de bu soruna katkıda bulunabilir. İyi bir tedavi ve doktorun tavsiyelerine uyulması, enfeksiyon riskinin azaltılmasına yardım eder. Tedavide akyuvar büyüme faktörleri de kullanılabilir. Filgastrim veya pegfilgrastim (“G-CSF” olarak da adlandırılır) ve sargramostim (“GM-CSF” olarak da adlandırılır) nötrofil (bir akyuvar türü) sayısını arttırabilir.)

    Yineleyen Hodgkin Lenfoma

    Bazı hastalarda Hodgkin lenfoma geri gelebilir, bu duruma yineleme adı verilir. Bu hastalar tekrar kemoterapi ile tedavi edilir. Tedavi ile genellikle uzun süreli hastalıksız dönem elde edilir.

     

  • Tedavinin Yan Etkileri


    Hodgkin lenfoma tedavisinin birçok olası yan etkisi vardır. Hastalar tedaviye farklı yanıtlar verir. Yan etkilerin çoğu hafif olup kısa bir süre görülürler. Bazı yan tesirler ise ciddi ve uzun süreli olabilir. Yan etkilerin çoğu:

    -Tedavi edilebilir,
    -Kısa sürer,
    -Tedavi sonunda ortadan kalkar.
     

    Kemoterapi uygulanan hastalarda alyuvar sayısı azalabilir (anemi). Alyuvar sayısını arttırmak için kan nakli yapılması veya büyüme faktörleri verilmesi gerekebilir. Darbepoetin alfa ve epoetin alfa, alyuvar sayısını arttırmak için verilebilecek ilaçlardandır.

    Akyuvar sayısında büyük azalma olması enfeksiyonlara yol açabilir. Bakteri veya mantarların yol açtığı enfeksiyonlar antibiyotiklerle tedavi edilir. Hastanın akyuvar sayısının arttırılması için:

    -Kemoterapi ilaçlarının dozu azaltılabilir
    -Tedavi uygulamaları arasındaki süre uzatılabilir
    -Nötrofil sayısını arttırmak için filgastim, pegfilgastrim ve sargramostim gibi büyüme faktörleri verilebilir.
     

    Hodgkin lenfoma tedavisinde sık görülen yan etkiler şunlardır:

    -Ağızda yaralar
    -Bulantı
    -Kusma
    -İshal
    -Kabızlık
    -Mesane iritasyonu
    -İdrarda kan olması
     

    Tedavinin diğer yan etkileri ise:

    -Aşırı yorgunluk
    -Ateş
    -Öksürük
    -Döküntü
    -Saç dökülmesi
    -Güçsüzlük
    -Karıncalanma hissi
    -Akciğer, kalp veya sinir problemleri
     

    Uzun Dönem ve Geç Etkiler

    Hastaların tedaviye bağlı olası uzun dönem veya geç etkiler konusunda tedavi ekibiyle konuşmaları gerekir. Kansere bağlı halsizlik uzun dönem tesirlerdendir.

    Tedavi, hem erkeklerde hem de kadınlarda fertiliteyi (bebek sahibi olma) etkileyebilir. Bu konuda endişeleri olan hastaların tedavi başlamadan önce doktorları ile görüşmeleri gerekir. Örneğin, gelecekte çocuk sahibi olmayı düşünen erkekler tedaviye başlamadan önce sperm bankasına sperm verebilir. Eğer çiftin fertilite yeteneği tedaviden etkilenmemişse, sağlıklı bir bebek sahibi olma şansları genel toplumla aynıdır.

     

  • Otolog Kök Hücre Nakli


    Yüksek doz kemoterapi uygulanan Hodgkin lenfoma hastalarına otolog kök hücre nakli yapılması gerekebilir. Bu nakil türünde hastanın kendi hücreleri kullanılır.

    Otolog kök hücre naklinin amacı, yüksek doz kemoterapi sonrasında vücudun yeni kan hücresi kaynağı oluşturmasına yardımcı olmaktır.

    Otolog nakil yapılarak:

    -İlaç tedavisinin ilk döngüleri tamamlandıktan sonra hastanın kan ve kemik iliğinden kendi kök hücreleri toplanır.

    -Daha sonra, lenfoma hücrelerini öldürmek üzere yüksek doz kemoterapi uygulanır. Bu tedavi kemik iliğindeki normal hücreleri de öldürür.

    -Sonra, yüksek doz kemoterapiden önce toplanan kök hücreler santral yol aracılığıyla tekrar hastanın kanına verilir.

    Bu tedavi yöntemi tüm lenfoma hastaları için iyi bir seçenek değildir. Otolog nakil kararı birçok faktöre dayanmaktadır: uygulanabilecek diğer iyi tedavi seçenekleri ve hastanın fiziksel durumunun kök hücre nakline uygun olup olmadığı gibi.
     

  • Takip


    Hodgkin lenfoma geçiren kişilerin düzenli olarak takip edilmesi, doktorun tedavinin etkilerini değerlendirmesini, yinelemeyi saptayabilmesini, uzun dönem veya geç etkileri tespit edebilmesini sağlar.

    Hodgkin lenfoma geçiren kişilere aşağıdakileri yapmaları önerilir:

    -Uygulanan tedavilerin kayıtlarının tutulması.

    -Göğüs bölgesine radyoterapi uygulandıysa, her beş yılda bir kan tetkiki yaptırarak kolesterol düzeyinin ölçülmesi.

    -Kalp hastalıkları bakımından düzenli tarama yapılması.

    -Kanser yönünden düzenli tarama yapılması. İlk tedaviden beş yıl sonra ortaya çıkan meme, akciğer, mide, kemik ve yumuşak doku kanserleri bildirilmiştir.

    -Çocukluk çağı veya erişkin Hodgkin lenfoması nedeniyle gögüs bölgesine radyoterapi uygulananların kendi kendine meme muayenesi yapması, erkenden bir referans mamografisi çektirmesi (tedaviden sonraki 10 yıl içinde veya 25 yaşında) ve her 2-3 yılda bir mamografilerin tekrarlaması.

    -Göğüs bölgesine radyoterapi uygulandıysa düzenli olarak akciğer kanseri taraması yapılması. Sigara kullanmak, akciğer kanseri, akut myeloid lösemi ve myelodisplastik sendromlar gibi farklı türde kanserlerin görülme riskini daha da arttırır.

    -Tiroid fonksiyonlarının düzenli olarak kontrol edilmesi.

    -Halsizlik, depresyon ve diğer uzun dönem tesirler için gerekirse tıbbi ve psikolojik destek alınması.